SKDM Demir-Çelik İhracatçıları İçin Ne Anlama Geliyor?
SKDM, 1 Ocak 2026’dan itibaren AB’ye ihraç edilen demir ve çelik ürünlerinin gömülü emisyonlarına karbon maliyeti yüklemektedir. Demir-çelik, Türkiye’nin SKDM kapsamındaki AB ihracatının en büyük kalemidir. Türkiye’de üretimin büyük bölümünün hurda bazlı elektrik ark ocaklarında yapılması ise sektöre görece düşük emisyon avantajı sağlamaktadır.
SKDM demir-çelikte hangi ürünleri kapsamaktadır?
SKDM Tüzüğü’nün Ek I’inde demir-çelik grubunda, Kombine Nomenklatür’ün 72. faslındaki ürünlerin büyük bölümü ile 73. fasıldaki bazı demir ve çelik eşyalar yer almaktadır. Demir cevheri peletleri ve ferro alaşımlar gibi bazı girdiler de kapsamdadır. Kapsamın ürün koduna göre belirlenmesi nedeniyle ihracatçıların GTİP kodlarının KN karşılıklarını kontrol etmesi gerekmektedir.
Kolay İhracat Platformu verilerine göre Türkiye’nin 2023 yılında SKDM kapsamındaki sektörlerden AB’ye ihracatı yaklaşık 13,2 milyar dolar olmuş, bunun 8,1 milyar doları demir ve çelik sektöründen gelmiştir. Türkiye, 2025’te 38,1 milyon ton ham çelik üretimiyle dünyada yedinci, Avrupa’da ilk sırada yer almaktadır.
Ark ocağı ile yüksek fırın arasındaki fark neden önemlidir?
Çelik iki ana yolla üretilmektedir:
- Yüksek fırın – bazik oksijen fırını: Demir cevheri kok kömürüyle indirgenmektedir. Kömür kullanımı nedeniyle ton başına emisyonu yüksektir.
- Elektrik ark ocağı: Hurda çelik elektrik enerjisiyle eritilmektedir. Doğrudan emisyonu yüksek fırın yoluna göre çok daha düşüktür.
Türkiye’de çelik üretiminin yaklaşık yüzde 70–75’i hurda bazlı elektrik ark ocaklarında yapılmaktadır. SKDM’de demir-çelik için şimdilik yalnızca doğrudan emisyonlar hesaba katıldığından, elektrik tüketiminden kaynaklanan emisyonlar sertifika hesabına dahil edilmemektedir. Bu durum, ark ocağıyla üretim yapan Türk ihracatçılar için önemli bir avantajdır.
Öncül maddeler hesabı nasıl etkilemektedir?
Bir çelik ürününün gömülü emisyonuna, üretiminde kullanılan ve kendisi de SKDM kapsamında olan girdilerin, yani öncül maddelerin emisyonları da eklenmektedir. Örneğin ithal pik demir veya yarı mamul kullanan bir haddehane, bu girdilerin emisyon verilerini tedarikçilerinden temin etmek durumundadır.
Bu nedenle SKDM, yalnızca nihai ürünü ihraç eden şirketi değil, tedarik zincirinin tamamını ilgilendirmektedir. Girdi tedarikçisinden gerçek veri alınamadığında varsayılan değerlerin kullanılması, toplam gömülü emisyonu ve maliyeti yükseltebilmektedir.
SKDM yükü yıllara göre nasıl artacaktır?
AB ETS’deki ücretsiz tahsisatın kademeli olarak kaldırılmasına paralel olarak, gömülü emisyonların SKDM sertifikasına tabi olan payı 2026’da yüzde 2,5’ten başlamakta; 2028’de yüzde 10’a, 2030’da yüzde 48,5’e ulaşmakta ve 2034’te yüzde 100’e çıkmaktadır. Maliyet, ilk yıllarda sınırlı kalmakla birlikte 2030’dan itibaren hızla artacaktır.
İhracatçılar için öne çıkan konular nelerdir?
- Gerçek veri: Tesis bazında izlenen ve akredite bir doğrulayıcı tarafından doğrulanan emisyon verisi, varsayılan değerlere göre genellikle daha düşük maliyet anlamına gelmektedir.
- Türkiye ETS: Demir-çelik, Türkiye ETS’nin pilot döneminde kapsama alınan sektörlerden biridir. Türkiye’de ödenen karbon fiyatı, belirli koşullarla SKDM sertifika sayısından düşülebilmektedir.
- Müşteri ilişkisi: Yükümlülük AB’deki ithalatçıya ait olduğundan, emisyon verisinin paylaşımı ve maliyetin fiyatlamaya yansıması ticari ilişkinin bir parçası hâline gelmektedir.
Sık sorulan sorular
Hurda ile üretilen çelik SKDM’den muaf mıdır?
Hayır. Hurda bazlı çelik de SKDM kapsamındadır; ancak doğrudan emisyonları daha düşük olduğundan teslim edilecek sertifika sayısı da daha düşüktür.
Yılda 50 tonun altındaki ihracat SKDM’ye tabi midir?
2025/2083 sayılı Tüzük ile getirilen düzenlemeye göre, bir ithalatçının yıllık SKDM kapsamındaki ithalatı 50 tonu aşmıyorsa SKDM yükümlülükleri uygulanmamaktadır. Eşik, ithalatçı bazında değerlendirilmektedir.
Ücretsiz ön değerlendirme
Şirketiniz Türkiye ETS veya SKDM kapsamında mı?
Birkaç soruyu yanıtlayın, hangi yükümlülüklerin sizi ilgilendirdiğini görün.